Fotoğraf, Photoshop, Marketing ve Teknoloji üzerine...

Bounce Rate Nedir, Kaç Olmalıdır?

Kullandığınız analytics aracınızı ne olursa olsun dikkat ettiğiniz bazı metrikler elbette ki var, bu metriklerin arasında site içeriğiniz ne olursa olsun “Bounce Rate” de büyük ihtimalle vardır. Peki ama nedir bu bounce rate dedikleri ve kaç olmalı ki mutlu olasınız?

Bounce Rate (Hemen Çıkma Oranı) Nedir?

Bounce Rate, Türkçesiyle “Hemen Çıkma Oranı” sitenizi ziyaret eden kullanıcıların sitenizdeki başka hiç bir sayfayı ziyaret etmeden veya hiç bir yere tıklamadan ayrılması oranıdır. Şu anda okuduğunuz yazıyı düşünelim, buraya eğer Google araması ile geldiyseniz ve bu yazıyı okuyup başka hiç bir yere tıklamadan browserınızı kapatıyorsanız “bounce” etmişsiniz demektir.

Not: Giriş yaptığınız sayfadan Analytics servera başka istek gitmemesi durumudur, eğer scroll event gibi bazı eventler tetiklenirse yine bounce etmemiş olursunuz.

Bounce Rate ‘e Nereden Bakılır?

Google Analytics kullandığınızı düşünüyorum, Audience / Overview (Kitle / Genel Bakış) altından pek çok ana metriğe ve dolayısıyla bounce rate’e de ulaşabilirsiniz.

İdeal Bounce Rate Değeri Var mı? Kaç Olmalı?

Tahmin edebileceğiniz gibi her site için olması gereken veya olacağını tahmin ettiğimiz bounce rate’ler farklı. Bir haber blogu olduğunuzu düşünelim. İç sayfalarınız yani haberi gösterdiğiniz sayfaların bounce rate’i yüksek olabilir fakat anasayfadan pek çok haber sunuyorsanız bu sayfanın bounce rate’i çok düşük olacaktır. Dolayısıyla bounce rate’i tek bir metrik değil, sayfalara bölünerek düşünmemiz gerekir ki o sayfalarda optimizasyon yapabilelim.

Genel bakacak olursak iyi bir bounce rate ‘in kabaca %40 altında olması gerektiğini söyleyebiliriz. Eğer %60 üzerindeyse belki de insanlar aradıklarını bulamıyorlar veya siteniz çok yavaş açılıyor vs olabilir.

Sitenizin tipine göre ortalama olması gereken bounce rate’ler bu şekilde. Eğer ortalamanın çok dışındaysanız mutlaka optimizasyon yapmalısınız.

Bounce Rate ‘i Neler Etkiler?

1- Trafik Kaynağı

Ziyaretçilerin nereden sitenize geldiği önemlidir, eğer direkt markanızla size geliyorlarsa bounce rate’iniz daha düşük olacaktır, çünkü zaten sizi aramak üzere çıkmışlardır. Ama Google araması sonucu karşılarına geliyorsanız işlerini çok daha kısa sürede bitirecek ve bounce rate’leri yüksek olacaktır. Kısaca Anayltics’te direct olarak gördüğünüz trafik bu konudaki en değerli trafiktir.

2- Ziyaret Edilen Sayfa

E-ticaret olarak düşünelim. Anasayfanız veya kategori sayfanızın her zaman ürün sayfalarından daha düşük bounce rate’e sahip olmasını bekleyebilirsiniz. Eğer tersih bir durum varsa mutlaka o sayfaları optimize etmeli, ziyaretçilerin ürünleri daha kolay bulmalarını sağlamalısınız.

3- Site Tasarımı

Tasarım kullanıcıları en çok çeken etmenlerden biri. Eğer site 90lardan kalma gibi görünüyorsa ve okumaya elverişli değilse bounce rate’iniz çok yüksek olacaktır. Elbette ki tasarımda kullandığınız butonlar da bu noktada çok önemli. Ziyaretçileri yönlendirmezseniz onlar da gider. Mobil tasarımın önemini de vurgulayalım bu noktada. Eğer siteniz mobil uyumlu değilse ve trafiği mobilden alıyorsanız (ki bu çok yüksek ihtimal) ziyaretçi okumadan (okuyamadan) sitenizi terk edecektir.

4- Mesajınızı Veriş Şekliniz

Tek bir ürün sattığınızı düşünelim ve bu landing page’iniz olsun. Ziyaretçi bu sayfaya gelir ve onun ilgisini ilk bir kaç saniyede çekmenizi bekler. Eğer ona net bir mesaj ve fayda gösteremiyorsanız, çok ilgili değilse sayfanızı terk eder, belki biraz scroll yapar hepsi o kadar…

5- Site Hızı ve Kullanılabilirlik

Hemen hemen her metriği direkt ilgilendiren ve Google’ın da son zamanlarda en çok önem verdiği metrik: Hız. Eğer siteniz yavaş yükleniyorsa çok net şekilde bounce rate yüksek olur ve conversion rate ‘iniz düşük olur. Conversion Rate ‘im neden düşük diye düşünüyorsanız şu yazımı da okuyabilirsiniz:

https://tahiryildiz.com/huni-analizi-conversion-rate-im-neden-dusuk/

Peki Bounce Rate Nasıl Düşürülür?

1- Kolay Kullanılabilen Navigasyon Tasarımı

Ziyaretçilerin gitmek istedikleri kategoriye ulaşmalarını sağlamak zorundasınız, bunu en kolay yoldan yapmanız her zaman faydanıza olacaktır. Kullanıcı profilinize göre menüyü sola, üste veya her ikisine birden yerleştirmek kullanıcıların sitenizde hem daha fazla zaman geçirmesine hem de satın almalarının artmasına yol açar.

En sevdiğim sitelerden biri Sur la Table. Menüsü aradığınız her şeye kolayca ulaşabileceğiniz şekilde tasarlanmış, sadece text kullanılmış, böylece siteye yük de eklenmemiş durumda.

 

2- Kullanıcıları Yönlendirme

Tatil veya otel rezervasyonu sattığınızı düşünün, çok fazla ülke, şehir ve mekan opsiyonu sunabilirsiniz ama bunların da kendi içlerinde bir düzeni olmak zorunda, öyle değil mi? Yoksa kullanıcı ne aradığını bilemeden, belki de kafası karışmış bir şekilde sitenizde ayrılacaktır.

Trivago, Google tarzı bir anasayfa ile ziyaretçileri karşılıyor ve kafa karışıklığına mahal bırakmadan yönlendirme yapıyor.

 

Arama yapan kullanıcılar, arama yapmayanlara göre her zaman daha iyi metriklere sahiplerdir. Kullanıcılarınızı arama yapmaya yönlendirirseniz satın almalarını kolaylaştırılmış olursunuz. Dolayısıyla arama kutusunu tabiri caizse kullanıcıların gözüne sokmak çoğu zaman işe yarayan bir yöntem.

3- Her Sayfada Buton Kullanımı

Sayfalarınızda buton kullanmadığınızı düşünelim, her halükarda çok potansiyel bir bounce rate artırıcı olacaktır. Kullanıcı hiç bir yere tıklamadan sayfadan ayrılacaktır. Eğer siz yine bir yönlendirme yaparsanız ve CTA (Call to Action) butonlar kullanırsanız bounce rate’i düşüreceğiniz kesindir. Bazen sayfanızda buton olabilir fakat bu buton görünmüyor olabilir veya buton olduğu kullanıcılar tarafından algılanmıyor olabilir, bu tip durumlarda ufak tasarım değişiklikleriyle bounce rate ‘inizi kolayca düşürebilirsiniz.

Üstteki örneği ele alalım. Çok çarpıcı olmayan bir arka plan ve klasik bir metinden sonra gelen “Watch the Video (Videoyu izle)” butonu. Buton olduğu çok belli mi? Emin değilim, daha çarpıcı bir başlık ve daha iyi tasarımlı bir butonla en az %20lik bir başarı sağlayabilirdi. Çok basit diye düşündüğünüz etmenler çok büyük iyileştirmeler sağlayabilir.

4- Pop Up Kullanmayın veya Optimize Edin

Hemen hemen girdiğiniz her sitede -aslında görmek istemediğiniz- bir kampanya veya indirim kodu pop-upıyla karşılaştırsınız. Bunun zamanlaması kullanıcılar için çok önemlidir. Eğer siteye girer girmez sizi bir pop up karşılarsa ve yine üstteki örneklerdeki gibi çok açık bir mesaj veremiyorsa veya sizin için çok standart bir fayda sağlıyorsa genellikle rahatsız edici etki oluşturur ve bounce edersiniz.

İşte çok klasik bir haber bülteni üyeliği pop-upı.

1- Neden üye olmak isteyesiniz? Hiç bir mesaj yok.

2- Doldurmanız gereken 2 adet alan var, tek alan bile doldurmak güçken bu daha da zorlaştırıcı.

3- Kapat butonu nerde? Kullanıcılar pop-up dışına basınca pencerenin kapanacağını bilmeyebilirler.

Dolayısıyla yüksek ihtimalle ziyaretçiler bu pop-upı rahatsızlık verici bulup bounce edeceklerdir.

Bu örnek ise ziyaretçi tam çıkış yapacakken karşısına gelen pop-up örneklerinden, yani Exit Intent. Mesaj net şekilde verilmiş, elde edilecek fayda net ve istenirse kapat butonu da oldukça net, dolayısıyla işe yarama olasılığı çok çok yüksek. Bu tip pop-uplar kullanıcıları sitenize tekrar çekebileceğiniz ve bounce rate’inizi düşürebileceğiniz en önemli araçlardan.

Kısaca toparlamak gerekirse “bounce rate” tek başına ele alınmaması gereken, pek çok elemente bağlı bir metrik. Bounce rate ‘in çok yüksek olduğu sayfalarda optimizasyon yaparak pek çok potansiyel müşteriyi geri döndürebileceğinizi unutmayın…

Yorumlar