Geçen yıl kaç kitap okudun? Peki kaçını hatırlıyorsun?
Okuduğumuz kitapların çoğunu birkaç hafta içinde unutuyoruz ve bu hafızamızla ilgili değil. Kendi kelimelerinle açıkla, bakmadan yaz, aralıklı tekrar et: Okuduğunu gerçekten kullanmak için üç adım ve kendi tecrübemden örnekler.

Ben sayıyı biliyorum, çünkü yıl sonunda oturup saydım, hatta biraz da gururlandım. Geçen hafta o listeyi tekrar açtım ve kitapların yanına birer cümle yazmaya çalıştım, her kitaptan aklımda kalan tek bir fikir olsun diye. Yarısında kalem havada kaldı. Kitabı nerede okuduğumu, bitirdiğimde nasıl "vay be" dediğimi gayet iyi hatırlıyorum da kitabın ne dediğini hatırlamıyorum işte.
Son zamanlarda bu konu kafamı epey kurcalıyor. Kitap, podcast, bülten, YouTube... Hepsine "faydalı" diyorum, altını çiziyorum, not alıyorum, sonra bir bakıyorum aradan iki ay geçmiş ve elimde kalan sadece "güzel kitaptı" hissi. O saatler nereye gidiyor?
Tam bunları düşünürken Eva Keiffenheim'ın bir yazısına denk geldim. Eva öğrenme bilimi üzerine yazan bir eğitimci ve yazıya kendi itirafıyla başlıyor. Okulu dereceyle bitirmiş ama okul ona sınav için öğrenmeyi öğretmiş, hayat için öğrenmeyi öğretmemiş. Mezun olunca açığı kapatmak için yılda 52 kitap okumaya girişmiş. Seksen kitap sonra bakmış ki sohbette Sapiens gibi koca bir kitap açıldığında genel temaların ötesinde tek bir şey hatırlamıyor. Hafızam mı kötü diye sormuş kendine, sonra da öğrenmiş ki değilmiş.
Yazının devamında üç adımlık bir yöntem var. Ben o üç adımı anlatacağım ama araya bol bol kendi tecrübemi katacağım, çünkü okurken fark ettim ki hayatımda gerçekten öğrendiğim ne varsa hepsinde bu adımlar zaten vardı. Farkında olmadan yapmışım.
Beynimiz unutmak için tasarlanmış
Bu kısım biraz rahatlatıcı. Kitabı unutmuş olman hafızanın kötü olduğunu göstermiyor. Beyin tükettiğinin büyük kısmını süzüp atmak üzere kurulmuş, öyle olmasaydı önemsiz detaylar arasında boğulur, gerçekten önemli olana bir türlü odaklanamazdık.
Bunu ilk ölçen 1880'lerde Hermann Ebbinghaus, ortaya "unutma eğrisi" diye bir grafik çıkmış. Eğri ilk birkaç günde çok sert düşüyor, yani yeni öğrendiğin bir bilgiyi tekrar çağırmazsan bir hafta içinde büyük kısmı gidiyor. Beynin mantığı aslında çok basit, bir bilgiyi bir daha kullanmadıysan "lazım değilmiş" deyip temizliyor.
Eva'nın burada güzel bir benzetmesi var, çoğumuz beynimizi hard disk gibi görüyormuşuz, okuduğumuz her şeyin kendiliğinden kaydedileceğini sanıyormuşuz. Doğru. Kitapları koşar adım bitiriyoruz, okumakla hatırlamayı karıştırıyoruz. Yıl sonunda listeyi sayıp gururlanmak güzel hissettiriyor ama o kitaplardan kaçı bir kararımı değiştirdi diye sorunca sayı bir anda düşüyor.
Peki ne yapacağız? Eva'nın üç adımı var, hepsinin arkasında araştırma var ama ben bilim kısmını kısa tutup kendi örneklerime geçeceğim. Tanıyanlar bilir, çok tekniğe girmeyi sevmem :)
Adım 1: Kendi kelimelerinle açıkla
Sadece okumak hafızayı güçlendirmiyor. Bir fikri kendi kelimelerinle anlattığında ve zaten bildiğin bir şeye bağladığında beyindeki iz derinleşiyor. Bunun için Eva kitapta önemli bir bölümü bitirince durup kendine üç soru sormayı öneriyor.
- Bunu on yaşındaki bir çocuğa nasıl anlatırdım?
- Bu fikir zaten bildiğim neyle bağlantılı?
- Bunu kendi hayatımda nerede kullanabilirim?
Örneği "Yalın Girişim" kitabından vermiş. "Validated learning" kavramını okurken kafa sallayıp geçmek yerine kendi cümlesini kurmuş, müşterinin ne istediğini tahmin etmek yerine fikri gerçek kullanıcılarla olabildiğince hızlı test edersin, böylece aylarca yanlış şeyi inşa etmezsin diye. Kitaptaki tanımın yanına kendi cümlesini yazmış yani.
Bu adımı okuyunca aklıma ilk gelen şey yapay zeka araçları oldu. Son iki yıldır yeni bir araç çıktığında önce kendim kurcalıyorum, sonra videoda ya da yazıda "bak şu şöyle çalışıyor, şurada şunu değiştirebiliyorsun" diye anlatıyorum. Bir aracı anlatmadan önce hakkında okuduklarımın çoğunu unutuyorum ama, bir kere kendi cümlelerimle anlattığım aracı bir yıl sonra bile açıp gösterebiliyorum. "Çok tekniğe girmeden anlatayım" alışkanlığım meğer öğrenme yöntemimmiş, ben eğlence sanıyordum.
Üç sorudan en zoru bence ikincisi. Seni kitaptan çıkarıp kendi tecrübene bakmaya zorluyor. Bir pazaryeri kitabındaki fikri Teknosa'da yaşadığımız somut bir olaya bağlayabildiğimde o fikir bir daha gitmiyor, bağlayamadıklarım ise bir hafta sonra yok oluyor.
Adım 2: Bakmadan yaz
Notları gözden geçirmek ya da kitabı tekrar okumak verimli hissettiriyor, Eva buna "yeterlilik yanılsaması" diyor. Tanıdık geldiği için bildiğini sanıyorsun. Oysa bilgiyi bakmadan hatırlamaya çalışmak, tekrar okumaktan çok daha güçlü, beynin bir şeyi hatırlamak için ne kadar zorlanırsa iz o kadar kalıcı oluyor. Hani "dilimin ucunda" dediğin o rahatsız edici an var ya, öğrenme tam orada oluyormuş.
Eva her kitabı bitirdiğinde notlarına bakmadan bir özet yazıyor. Bu kitabı bir arkadaşıma nasıl anlatırdım, hangi kavramları gerçekten hatırlıyorum, uygulamak istediğim tek bir fikir hangisi... Sonra bu özetleri yayınlıyor, bir şeyi öğretmek anlamanın en iyi sınavı çünkü.
Burada kendi hikayeme dönmem lazım, bu blogun var olma sebebi bu çünkü. 2012'de fotoğrafçılık üzerine yazmaya başladığımda amacım öğrendiklerimi paylaşmaktı, şimdi geriye bakınca görüyorum ki en çok öğrenen bendim. Full frame ile crop sensör farkını onlarca kaynaktan okumuştum ama gerçekten anladığım an, onu bir yazıda sıfırdan anlatmaya oturduğum andı. Yazarken boşluklar çıkıyor ortaya, "biliyorum" sandığın yerde takılıyorsun, geri dönüp bakıyorsun, bir daha yazıyorsun. O dönem yazdığım konuları bugün hala ezbere anlatabiliyorum, üstünden on yıldan fazla geçmiş.
Konuşmalar için de aynı şey geçerli. Bir üniversitede ya da bir zirvede sahneye çıkmadan önce konuyu slaytsız, notsuz anlatabiliyor muyum diye kendimi deniyorum, anlatamıyorsam henüz öğrenmemişim demektir, sunumu açmak yerine oturup çalışıyorum. Bir konuyu iyice öğrenmek istiyorsan bana kalırsa en iyi yol hakkında konuşma vermeye söz vermek. Kendini biraz köşeye sıkıştırıyorsun ama işe yarıyor.
Herkese açık yayınlamak istemiyorsan Eva'nın alternatifleri de var, özel bir kitap günlüğü, arkadaşlarla kitap özeti paylaştığın bir WhatsApp grubu, ya da düpedüz kitabı birileriyle konuşmak. Tek şart hafızadan çağırıyor olman, notları kopyalamak sayılmıyor.
Adım 3: Aralıklı tekrar
Bugün anladığın bir şeyi beyin yarın silmeye başlıyor. Bilgiyi giderek uzayan aralıklarla tekrar etmek 1930'lardan beri bilişsel bilimin en çok tekrarlanmış bulgularından biri. Sınav öncesi gece kampıyla öğrendiklerinin bir hafta sonra uçmasının sebebi de bu, aralık yok. Mantık ikinci adımla aynı, aralık büyüdükçe biraz unutuyorsun, biraz unutunca hatırlamak zorlaşıyor, zorlanınca iz derinleşiyor.
Bunu en iyi gitardan biliyorum. Bir parçayı bir günde dört saat çalışmakla dört güne yayıp birer saat çalışmak arasında dağlar kadar fark var. İlkinde akşam çalıyorsun, ertesi hafta baştan başlıyorsun, ikincisinde parmaklar bir ay sonra bile yolu buluyor. Kitap fikirleri için de aynı kural geçerliymiş, ben sadece bağlantıyı kurmamışım.
Eva bunun için Anki kullanıyor, ücretsiz ve açık kaynak bir kart uygulaması. Kitaptan çıkardığı önemli fikirleri soru-cevap kartlarına yazıyor, ön yüzde bir soru, arka yüzde kendi kelimeleriyle tek cümlelik cevap. Uygulama kartı doğru bildikçe bir sonraki gösterimi ileri atıyor, zorlandıkça yakına çekiyor, sen sadece her sabah birkaç dakika açıp cevap veriyorsun. RemNote, Quizlet, SuperMemo gibi alternatifler de var, hepsi aynı mantıkla çalışıyor.
Bence buradaki en büyük engel "kart yazmak zahmetli" hissi. Ama bir kitaptan beş altı kart çıkarsa yeter, hepsini kartlaştırmaya gerek yok. Zaten önceki iki adım bu beş altı fikri kendiliğinden süzüyor, birinci adımda kurduğun cümle ikinci adımda bakmadan yazdığın özete giriyor, oradan da kartın arka yüzüne.
Az oku, çok hatırla
Eva'nın kapanış başlığı bu ve bence yazının en cesur cümlesi. Çoğumuz hacim için okuyoruz, yılda kaç kitap bitirdiğimizi sayıyoruz, oysa öğrenme dediğimiz şey önemli olanı aylar sonra hatırlayıp kullanabilmek. Bitirilen kitap sayısı bunu ölçmüyor.
Kendi hayatıma bakınca ilginç bir şey görüyorum. Fotoğrafçılıktan e-ticarete, oradan yapay zeka araçlarına, gerçekten öğrendiğim ne varsa ya yazmışım, ya anlatmışım, ya da yıllarca tekrar tekrar kullanmışım. Sadece okuyup geçtiklerim ise ne kadar iyi kitap olursa olsun gitmiş. Sistem zaten bendeymiş de kitaplara uygulamayı akıl etmemişim.
Bundan sonra sıradaki kitabı yarı hızda okuyacağım, her bölümün sonunda Eva'nın üç sorusunu soracağım, bitirince bakmadan bir sayfa özet yazacağım ve o sayfadan beş kart çıkaracağım. Yılda 30 kitap okuyup ikisini hatırlamaktansa 15 kitap okuyup 15'ini de kullanabilmek bana daha mantıklı geliyor.
Sen de denersen sonucu bana yaz, hangi kitapla başladığını gerçekten merak ediyorum :)