"Yapmam Lazım" Problemi
Yapay zeka üretim gücümüzü katladı ama 'hangi işi gerçekten yapmalıyım?' sorusu cevapsız kaldı. Workslop, önceliklendirme ve Broad Institute'un duvar yöntemi.

Siz de son zamanlarda hiç "Bugün inanılmaz üretkendim" dedikten sonra günün sonunda elinizde somut hiçbir şey olmadığını fark ettiniz mi? Buna ben "yapmam lazım problemi" diyorum: yapay zeka araçları elimize inanılmaz bir üretim gücü verdi, ama "Hangi işi gerçekten yapmalıyım?" sorusuna hiçbir cevap vermiyor. Ve bu, göründüğünden çok daha büyük bir problem, çünkü artık her şeyi yapmak o kadar kolay ki, asıl önemli olanı seçmeyi unutuyoruz.
Bu yazıda size bunun neden böyle olduğunu ve bir araştırma ekibinin bu tuzaktan nasıl çıktığını anlatacağım.
Neden Herkes Birden Her Şeyi Yapmaya Çalışıyor?
Son aylarda birkaç farklı şirketle, ekiple konuşma fırsatım oldu, kendi organizasyonum dahil. Ortak bir tablo var: herkes yapay zekayı elinden geldiğince her yere yapıştırıyor, ama çoğu zaman "bu araç hangi problemi çözecek" sorusunu hiç sormadan. Sonuç ortada: kimsenin bakmadığı dashboard'lar, kimsenin okumadığı özetler. Daha fazla içerik, daha az anlam.
Buna artık bir isim de verildi: "workslop" diyorlar. Yani üretken görünen ama aslında hiçbir şeyi ileri taşımayan yapay zeka çıktısı.
Aslında bu yeni bir problem değil, sadece yeni bir kılıkta karşımıza çıkıyor. Kapasitemiz arttıkça, "neyi yapmayacağım" kararını verme yeteneğimiz onun gerisinde kalıyor. Yani ne kadar çok şey yapabilir hale gelirsek, o kadar çok şeye bulaşıyoruz , daha akıllı seçim yapmıyoruz.
Broad Institute'ta Neler Olmuş, Bakalım
Epstein'ın anlattığı bir örnek var: MIT ve Harvard'ın ortak biyomedikal araştırma merkezi Broad Institute'un bir inovasyon ekibi var. Bu ekip yıllarca dünya lideri olmuş, çok başarılı işler çıkarmış. Ama bir noktada o kadar çok projeye birden el atmışlar ki iş dağınıklaşmış, herkes birbirinin ne yaptığını bilmez olmuş, moraller bozulmuş. Kazandıkları liderliği kaybetme tehlikesiyle yüz yüze gelmişler.
Peki ne yapmışlar? Hiç karmaşık bir çözüm değil aslında: devam eden her projeyi tek tek yazmışlar ve ofisteki bir duvara asmışlar. Her proje için bir Post-it, hangi aşamada olduğunu gösteriyor. Bu basit egzersiz iki şeyi hemen ortaya çıkarmış: bir, ekipte kimse aslında neler döndüğünü tam olarak bilmiyormuş, yani bazı işler baştan beri gereksiz yere tekrar ediliyormuş. İki, en iyimser senaryoda bile ekibin kaldırabileceğinin iki katı kadar proje aynı anda yürütülüyormuş.
İki katı. En iyimser senaryoda.
Bunu görünce ne yapmışlar? Her hafta o duvarın önünde toplanmaya başlamışlar ve önceliği düşük işleri iptal etmişler. Hatta huniye yeni bir fikir girebilmesi için önce huniden bir şeyin çıkması gerektiğine karar vermişler, yani "önce birini bitir, sonra yenisine başla" mantığı. İki yıl içinde devam eden proje sayısını yarıdan fazla azaltmışlar. İşin ilginç yanı, azalan proje sayısına rağmen gerçekten bitirdikleri iş sayısı artmış.
Az proje, daha çok sonuç. Kulağa ters geliyor ama mantığı çok net.
Bizim de Bir Duvarımız Olsa
İtiraf edeyim, bunu okuyunca kendi hayatımı düşünmeden edemedim :) Teknosa'da bir organizasyon yönetiyorum, YZ Okulu'nu büyütmeye çalışıyorum, birkaç bağımsız ürün üzerinde çalışıyorum, içerik üretiyorum, bootcamp hazırlıyorum... Şu an aynı anda yürüttüğüm iş sayısını gerçekten bir duvara yazsam, muhtemelen ben de "En iyimser senaryoda bile bunu kaldıramam" diyeceğim bir liste çıkar karşıma.
Siz de bir saniye aynısını düşünün. Şu an aklınızda kaç tane "yapmam lazım" var? E-postalar, yarım kalan projeler, "bir ara bakarım" dediğiniz linkler, başlattığınız ama bitirmediğiniz işler... Yapay zeka bu listeyi kısaltmıyor aslında, tam tersine, her şeyi başlatmayı o kadar kolaylaştırıyor ki liste daha da uzuyor.
Ve asıl mesele şu: yapay zeka araçları üretim tarafında harika; yazıyor, özetliyor, kodluyor, taslak çıkarıyor. Ama "Bu iş gerçekten yapılmalı mı?" sorusuna hiçbir yardımı dokunmuyor. Üretimi ucuzlattıkça, aslında altında yatan asıl problemi daha da büyütüyor olabiliriz. Eskiden bizi yavaşlatan sürtünme artık yok, ama "Neyi yapmayacağım?" disiplinini hala kendimiz kurmak zorundayız.
Peki Ne Yapmalı?
Broad ekibinin ilk hamlesi yeni bir araç değildi, dikkatinizi çekerim. Zaten yaptıkları her şeyi görünür kılmaktı. Sadece hepsini bir yere yazıp bakmak, ihtiyaç duydukları şeyin çoğunu onlara zaten söylemiş.
Ben de bunu kendi hayatımda birkaç yerde denemeye başladım, takip ettiğim bilgi kaynakları, üzerinde çalıştığım projeler, üstlendiğim sorumluluklar. Hepsini bir yere döktüğümde soru değişiyor: "Bunların hepsini nasıl yetiştiririm?" değil, "Bu duvardan hangisi inecek?" oluyor.
Yeni araçlarımızın vaadi gerçekten büyük, bunu inkar etmiyorum. Ama o ikinci soruyu; neyi bırakmam gerektiğini, bizim yerimize cevaplamıyorlar. Sadece o soruyu ertelemeyi kolaylaştırıyorlar.
Bu hafta size bir önerim var: siz de bir duvar (Ya da bir not defteri, bir Notion sayfası, ne isterseniz) açın, şu an devam eden her şeyi tek tek yazın. Sonra dürüstçe sorun: bunların hepsini en iyi ihtimalle bile yetiştirebilir misiniz? Cevap muhtemelen hayır olacak. İyi haber şu: Bunu görmek bile başlı başına bir kazanç :)
Sonraki yazıda görüşmek üzere.
Bu yazı, David Epstein'ın "It's Never Been Easier to Do Too Much" başlıklı bülteninden ve yakında çıkacak "Inside the Box" kitabından ilham alınarak hazırlanmıştır.