Keratokonus ve Crosslink (CCL) Tedavisi

healthy eyes of a young girl

İnternette keratokonus ve tedavileri hakkında o kadar fazla yanlış bilgi, yanlı bilgi veya eksik bilgi var ki bir süredir muzdarip olduğumu bildiğim bu hastalık ve crosslink (ışın tedavisi) hakkında bildiklerimi ve yaşadıklarımı yazmak ve anlatmak istedim. Umarım bu yazı bir çok keratokonus hastası için de faydalı olacak.

Keratokonus Nedir?

Keratokonus gözün kornea bölgesinin dışa doğru bombe yapmasına deniyor, yani bel fıtığının gözde olanı gibi düşünebilirsiniz. Gözün en dışta bulunan bölgesinin kornea olduğunu da hatırlatayım, gözü bir saat olarak düşünürseniz kornea bölgesini de bu saatin camı olarak düşünebilirsiniz. Ciddi bir göz hastalığı, genellikle erken yaşlarda görülmesine rağmen fark edilmesi ortalama 20li yaşlarda oluyor. Biraz sinsi bir hastalık. Kendimden örnek vereyim, uzağı görememe göz kusurum vardı, herkes gibi göz doktoruna gittim ve uzağı görememe yani miyopi için gözlük veya lens vermesini bekledim, sonuçta gözlük aldım ama o gözlüğü de çok uzun süre kullanmadım, yıllar geçtikçe göz kusurumun arttığını düşünüp tekrar doktora muayene oldum ve eski numaralarıma göre çok daha yüksek numaralarla karşılaştım, doktorum bu durumu gözlük kullanmak istemememe bağlamıştı, bana da mantıklı gelmişti açıkçası. Yaklaşık 3 yıldır da bu gözlüğümü kullanıyordum.

Sol gözümün değerleri: 4,5 Astigmat – 2,5 Miyopi

Sağ gözümün değerleri: 1,00 Astigmat – 1,25 Miyopi

İki gözümün arasında da gördüğünüz gibi ciddi de fark vardı, bunu da genetiğe bağlıyordu doktor…

keratokonus_gorusu

Keratokonusun Sebepleri Nelerdir?

Aslında temel bir sebebi yok, genetik, alerjik bünyelerde, Akdeniz ülkelerinde daha sık görülüyor, ülkemizde ise özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi ‘nde daha çok görülüyormuş. Gözün kaşınması, ovuşturulması da hastalığı tetikleyen veya ilerlemesini sağlayan yanlış hareketlerden, size tavsiyem etrafınızdaki insanları bu konuda uyarmanız…

Keratokonusu Nasıl Fark Ettim?

Öncelikle şunu belirteyim, İstanbul ‘da oturuyorum, ailem ise Aydın’da, ilk göz muayenemi de Aydın’da oldum. Geçtiğimiz yıl özellikle Aydın’a gidebilmek için bir otomobil aldım ve ilk yolculuğum sırasında özellikle otoyol ışıklarının ve araçların fren ışıklarının beni rahatsız ettiğine şahit oldum. Gözlük numaralarımın değiştiğini düşünerek durumu aileme bildirdim ve yaz mevsimi olmasından ötürü yakındaki devlet hastanesine Söke Devlet Hastanesi ‘ne gittik. Oradaki doktor durumu çözemedi ve aynı gözlük numaralarımla devam etmem gerektiğini veya İstanbul’da bir doktora görünmem gerektiğini söyledi. Daha sonra Aydın Merkez’de Özel Aydın Göz Hastanesi ‘nde Op.Dr. Can Demir ‘e göründüm ve gözümde lazer tedavisi yapılıp yapılamayacağını sordum, çünkü benim bildiğim kadarıyla yüksek dereceli gözlere operasyon uygulanamıyordu. Can Bey şikayetimi sorduktan sonra bir takım testlerden geçmek gerektiğini söyleyip göz topografisi çektirmemi söyledi. Hemen hastanenin üst katında yaklaşık 5 dakikada bu test uygulandı ve Can Bey sonuçları inceledi, şüphelendiği şekilde keratakonus teşhisi koydu. Endişelenmemem gerektiğini, yaşımın çok küçük olmadığını (28 yaşındaydım) , hastalığın 30lu yaşlardan sonra çok az ilerleme gösterdiğini söyledi ve hastalığın tedavisi hakkında bazı bilgilendirmelerde bulundu. İstersem hastalığı durdurabilecek olan tedaviyi (Crosslink) uygulayabileceklerini, gerekli teknolojiye sahip olduklarını da ekledi. Tabii biz hem çok bilgisizdik hem de araştırmalar yapmak istedik, çünkü söz konusu olan organ göz, en değerli organlardan biri…

Bu bölümde kısaca şunu söylemek istiyorum, bu hastalığı bizim sıradan bir insan olarak fark etmemiz mümkün değil, sadece bazı belirtileri var, özellikle göz numaralarında sık aralıklarla değişme ve ışık dağılmalarından rahatsız olma, en önemli belirtilerden. Eğer sizde de bu belirtilerden bazıları varsa veya gözlük numaralarınızın size yetmediğini düşünüyorsanız mutlaka güvendiğiniz bir doktora veya hastaneye görünün ki çok geç olmasın…

Keratokonus Tedavileri Nelerdir?

Keratokonusun tedavileri de aşamasına göre değişiyor;

Eğer ilk aşamalardaysanız, yani hastalığı erken teşhis edebilmişseniz “sert lens” veya “yumuşak olmayan lens” şeklinde adlandırılan bazı keratokonus hastalığını tedavi edici lenslerle tedaviye başlayabiliyorsunuz, tabii bunu genellikle doktorunuz öneriyor.

Eğer ikinci aşamadaysanız, yani lens kullanımı için geçse veya ilerleme önemli ölçülerdeyse “crosslink tedavisi” öneriliyor. Çapraz bağ tedavisi olarak Türkçeye çevirebileceğimiz bu tedavi yönteminde gözün kornea tabakası vitaminlerle besleniyor ve güçlenmesi sağlanıyor. Böylece bombeleşmeye devam etme meyili önlenmeye çalışılıyor, burada şunu söylemekte fayda var, bu hastalığın bir iyileşme durumu yok, şu anki yöntemlerle sadece durdurma şansı bulunuyor.

Eğer bu aşamayı da geçtiyseniz ve kornea kalınlığınız crosslink tedavisi için de elverişli değilse, çareniz kornea nakli. Tabii en zahmetli yöntemlerden bir tanesi bu, son çare diyebiliriz…

Bu tedavilerden farklı olarak, daha eski dönemlerde uygulanan bir de halka tedavisi var, ama son dönemlerde, en azından benim 1-2 senedir araştırdığım kadarıyla bu tedavi artık pek uygulanmıyor.

Crosslink Tedavisi Olmaya Nasıl Karar Verdim?

2013 Ağustos’ta İstanbul Aksaray ‘da Avrupa Göz Hastanesi ‘nde Op.Dr. Sibel Pınar ‘a muayene oldum, aynı göz topografisi testini uyguladık ve keratokonus teşhisini tekrar koyduk. Bu arada bu hastaneden önce çokça övüldüğünü gördüğüm Beyoğlu Göz Hastanesi ‘ne de gittim ama devlet hastanelerinde ne yazık ki sıkça rastlanılan “önemsememe, baştan savma” gibi davranışlarla karşılaştım, işten izin almış gidilen bir hastanede saatlerce bekletilme, sonrasında da sadece göz topografisi testi için, 3 ay sonrasına gün verme durumlarıyla da karşılaşınca o sinirle ben özel hastaneye gitmeye karar verdim.  Avrupa Göz ‘de Sibel Hanım da bana keratokonustan genel olarak bahsetti, crosslink tedavisini sol gözüme uygulamamamız gerektiğini, sağ gözümü de gözlem altında tutmamız gerektiğini söyledi. Ben zaten oldukça bilgili olsam da bu konuda doktora güven çok önemli, test sonuçlarımı aldım ve crosslink hakkında düşünmeye başladım. Bu hastalığın kaşıma ve ovuşturmayla ilerliyor olması beni “Eğer gözümü kaşımazsam hastalık da ilerlemez” diye düşünmeye sevk etti. Bu sanırım yaptığım en büyük hataymış. Ben 3 ayda bir doktora gidip kontrol ettiririm diye düşünürken, iş güç derken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım, 31 Ocak 2014 ‘te ancak tekrar kontrole gidebildim, yani geçtiğimiz cuma günü. Ailem de Aydın ‘dan gelmişti ve babamla beraber Sibel Hanım ‘a tekrar geldik. Yine göz topografisi testini uyguladık ve doktorun yanına gittiğimizde hastalığın ciddi derecede ilerlemiş olduğunu, sağ gözümde de artık hastalığın var olduğunu gördük. Bu durum tabi beni ve babamı endişeye sevk etti, eskiden grafikte kırmızı olan bölgeler artık mora dönüşmüştü ve durum kötüye doğru gidiyordu. Doktor tekrar crosslink tedavisini önerdi, Ağustos ‘ta bu operasyonu olsaydım ne kadar daha avantajlı olacak olduğumu söyledi haklı olarak, ama ben karar verememiş, hastalığı ilerletmiştim. Crosslink operasyonunu ise hemen yapabileceklerini söyledi, babam da bu görüşte olunca ben sadece bir “görünmek” için gittiğim göz doktorunda “crosslinking tedavisi” olmaya ikna oldum, çünkü ben de korkmuştum.

Crosslink Tedavisinin Fiyatı Nedir?

Öncelikle bu tedavinin ücretli olduğunu söylemeliyim. Bazı hastalar SGK ‘nın karşıladığını söyleseler de en azından ben yaşadığımı anlatmak istiyorum. Türkiye ‘de crosslink tedavisi uygulanan her hastanesinde sanıyorum farklı fiyat tarifeleri uygulanıyor. Avrupa Göz ‘de bu tedavi için benden 1500 x2 = 3000TL alındı. Bu ödemeyi 12 taksitle yapabiliyorsunuz. 10bin TL ‘ye yapan hastane de duydum, o yüzden farklı hastanelerden fiyat alarak da gidebilirsiniz.

Crosslink Tedavisi Nasıl Yapılıyor?

Buna ameliyat, operasyon veya ışın tedavisi diyor keratokonus hastaları. Ben de korkuyla karışık bir endişeyle bekledim sıramı. İsmim okundu ve montumu babama verdim ve ameliyathaneye alındım, ayakkabılarımı çıkardım ve terlikleri giydim, ameliyat gömleğini giydirdiler, hatta ben ters giyileceğini düşündüm, meğer deli gömleği giyer gibi giyiliyormuş :) İçeriye girdim, içerisi sanıyorum 15-20 derece arası sıcaklıktaydı, o yüzden size önerim mutlaka kazak vs ile gitmeniz çünkü tedavi kısa sürmüyor ve üşüyorsunuz. Beni önce dişçi koltuğu gibi bir bölgeye aldılar, burada sırt üstü yattım ve gözlerime mandal gibi bir şey takıldı, bu gözlerinizi kırpmanızı engelliyor. Çok rahatsız edici bir şey değil ama göz kırpmak tabii refleks olduğu için vücut değişik tepki veriyor. Üstümde siyah bir daire içinde kırmızı küçük bir nokta olduğunu hatırlıyorum, bu noktaya bakmam söylendi, önce sol gözüme sonra sağ gözüme belirli aralıklarla damlalar damlatıldı, bazıları öyle bir kaç damla değil bolca kullanıldı, belki de yıkadılar tabii tam bilmiyorum, daha sonra doktorum Sibel Hanım gelip, boya fırçası gibi düşünebileceğiniz çubuğun ucunda bir fırça ile- tam da göremiyorum çünkü hem göz bulanıklığı var hem de damlalardan dolayı görüşüm zayıf-  gözümde bir şeyler yaptı, tam olarak ne yaptığını anlamıyorsunuz, sadece ufak şekilde baskı olduğunu anlayabiliyorsunuz, burada şunu söyleyeyim, hiç bir acı hissetmiyorsunuz, sadece birisi göze dokunuyormuş gibi hissediyorsunuz, tekrar ediyorum ameliyat süresince korkmanızı gerektirecek hiç bir şey yok, sıfır acı. Doktor o sırada epitelimi soyuyormuş, sonradan öğrendim, iyi ki de öyle olmuş, biraz daha korkabilirdim. Bu işlem iki gözüme de aynı şekilde uygulandı, sanıyorum 30-45 dk kadar sürdü, hiç bir şey yapmadığınız için zaman geçmek bilmiyor, özellikle benim gibi sıkılgan biriyseniz çok sıkılacağınızı söyleyebilirim, ama hiç acımaması tabii çok iyi. Daha sonra dişçi koltuğu gibi adlandırdığım yerden daha düz bir yatağa alındım, üstümde altıgen beyaz ışık vardı. Burada yine her iki gözüme ayrı ayrı, önce birine sonra birine olacak şekilde sırayla, 3 dakikada bir 2şer damla vitamin damlatıldı. Damla sonradan öğrendiğime göre sarıymış ama ben onu yeşile dönük olarak görüyordum, gözüme damlatıldığı an her yer yeşil oluyordu. Hatta o damlalar damlatılırken ben hiç acımayacağına çok inanmayarak, “Sadece ışığa mı bakıcam bundan sonra?” diye sordum ve “Evet” cevabını alınca inanılmaz rahatladım ve bitmesini beklemeye başladım. Ameliyat sonunda gözlerime koruyucu lensler takıldı ve tedavi tamamlandı. Ameliyat süresince tek sorunum üşümek oldu, üstümde gömlek, kazak ve pantolon vardı, yani üstüm çok ince değildi buna rağmen özellikle ilk 15 dakikada titrediğimi hatırlıyorum. 2 göz toplam olarak yaklaşık 1buçuk saat sürdü, daha sonra 1 tane ağrı kesici (sanıyorum Majezik), 1 tane de rahatlatıcı hap (sanıyorum Xanax) , 3 tane de damla verdiler, 1 tane de ameliyatta kullandıkları anestezik damladan verdiler, ama bu damlayı acıya katlanamama durumunda kullanmam gerekiğini, yoksa iyileşme sürecinin daha uzun sürebileceğini söylediler. Ben de tamam diyerek ayakkabılarımı giydim ve dışarıda bekleyen ailemin yanına çıktım, tabii ameliyatın uzun sürmesi herkesi tedirgin etmişti ama ben iyi olduğumu söyleyip onları rahatlattım.

Operasyonu izlemek isteyenler için videosu (Bence izlemeyin ama siz bilirsiniz)

Crosslink Tedavisi Sonrası Dönem

Hastane Aksaray ‘da, ev Bostancı ‘da olunca, ara biraz uzundu, eve yaklaşık 1 saatte ulaşabildik, eve ulaştığımızda yaklaşık 15-20 dakikadır yanmam olduğunu hatırlıyorum. Bu arada saat yaklaşık 19.00 ‘du sanıyorum. 1 saatte bir damlatılması gereken damlam (Refresh Tears) ve 2 saatte bir damlatılması gereken başka bir damlam (Ciloxan) vardı, bir başka damla daha vardı (Pred Forte) ama doktor biz söylemeden bunu damlatmıyorsunuz dedi. Bu damlaların damlatılması göze çok iyi geliyor, mutlaka zamanında damlatın. Işığa duyarlı oluyorsunuz, bende çok aşırı duyarlılık olmadı ama kendimi karanlık bir odaya aldım ve yattım, zaten artık yanma ciddi rahatsız etmeye başlamıştı, bir süre sonra odada kimseyi istemedim ve gözlerim kapalı ve karanlık bir odada durmaya başladım, gözlerimi açtığım her an gözlerimden yaşlar akıyordu, aynı zamanda burnumdan da akıyordu, sanki nezle olmuş ve durduramıyor gibiydim, bununla beraber vücudumda da titremeler, üşümeler olmaya başladı, damlaları damlatabilmek için bile ışığı açamadıkları için gözlerimi bulmak bile bir problemdi. Bu noktada şunu söylemek istiyorum; sırt üstü değil de yan yatmak bana çok iyi geldi, belki sizde de öyle olabilir, göz yaşları yana doğru serbestçe aktığı zaman kendimi daha rahat hissediyordum. Belli bir süre geçtikten sonra uyumanın çok iyi geleceğini düşündüm ve doktorun verdiği ağrı kesici ve rahatlatıcı hapı alıp uyumaya koyuldum, vücudum zaten yorgun olduğu için uyumam zor olmadı. Gece sürekli terlediğimi ve üstümü 4 defa değiştirdiğimizi de buraya ekleyeyim, gerçekten zor bir geceydi.

2. Gün

Ameliyat gününü 1. gün olarak değerlendirirsem ertesi güne de ikinci gün diyorum, size tavsiyem mümkünse operasyonu akşam saatlerine yakın saatlerde olun ki sonraki acılı zamanı uyuyarak geçirebilin. İkinci gün uyandığımda gözlerimi biraz açabiliyordum, çok aydınlık olmasa da perdeler kapalı halde kahvaltı yapabildim, ameliyat günü hiç bir şey yemediğimi de ekleyeyim, çünkü canınız hiç istemiyor. Kahvaltı süresince gözlerimi hafif hafif açabildim, ama daha sonra gün boyu gözlerimde batmalar vardı, gözlerimi açmakta çok zorlandım ve günümün uyanık kaldığım zamanında neredeyse sürekli gözlerim kapalı halde durdum, oldukça sıkıldığımı da ekleyeyim, televizyonun sesi, evdekilerin sesine çok ihtiyaç duyuyorsunuz, bu gün de damlalara devam ettik tabii…

Bahsettiğim 3 damla...
Bahsettiğim 3 damla…

3. Gün

Vücudum artık normale dönmeye başlamıştı, halsizlik azalmıştı, artık sadece gözlerimde ufak batmalar vardı. İlk günden sonra hiç yanma olmadı, sadece batmalar oldu. 3. gün gözlerimi daha çok açabiliyordum, ışık eskisi gibi çok rahatsız etmemeye başlamıştı, 2. güne göre çok daha fazla gözlerimi açık tutabildim, damlalara yine devam ettik, bu sırada görmem bulanıktı bunu belirteyim, aynı zamanda bir pus vardı, kenarlardan sis geliyor gibi düşünebilirsiniz bu görüntüyü hayal ederken. Işığa duyarlılık devam ediyor, bazen telefonu kulağıma verdikten sonra kapatırken insan ister istemez telefonu kapatmak için telefona bakıyor ya, o sıradaki o gelen ışık sanki içime giriyordu Matrix ‘teki gibi, onu hatırlıyorum…

4. Gün

Bugün doktor kontrolü günüydü, dışarıya çıkarken güneş gözlüğümü taktım, arabayla gittik ve arabayla geldik, dolayısıyla çok dış ortamla temas etmemeye gayret ettik çünkü en önemlisi operasyondan sonra bölgeyi temiz tutmak. Doktor gözlerime dikey bir sarı ışıkla baktıktan sonra her şeyin yolunda olduğunu, epitelin tekrar oluştuğunu ve koruyucu lensleri alacağını söyledi. Ben lensler acaba gözlerime yapışır mı diye içimden geçirirken gözlerime bir damla damlattı ve lensleri kolayca aldı, burada da hiç ağrı olmadı. Doktorum artık yüzümü yıkayabileceğimi, duş alabileceğimi vs söyleyince çok sevindim çünkü insan gerçekten rahatsızlık duyuyor. Güneş gözlüğüyle daha rahat etsem de artık gözlerimi tamamen açık tutabiliyordum, hatta eve dönerken yarım saat de olsa alışveriş merkezine girip dolaşabildik. Görüşüm hala puslu ve bulanıktı, bunu doktora söylediğimde ilk günler böyle olabileceğini, endişe etmemek gerektiğini söyledi. Ayrıca 3. damlayı 6 saatte bir damlatmamız gerekiyordu artık… İş için de 5 günlük rapor aldık, en azından evde dinlenebilmek ve gözü yormamak adına, zaten işe gitsem de hiç bir şey göremeyecek olduğum için pek bir işe yaramazdım :)

5. Gün

Sabah yine bir önceki güne göre daha iyi kalktım, ama görüşümde yine bulanıklık ve puslu görme vardı, bu beni biraz endişelendiyordu, artık televizyon izleyebiliyor, bilgisayara bakabiliyordum bu yüzden oturup biraz keratokonus hakkındaki yazılara, doktor videolarına göz attım. Özellikle Efekan Coşkunseven ‘in videolarını izledim ve crosslink operasyonu geçirmiş hastaların yorumlarını okudum, genellikle olumsuz yorumlar olunca insanın morali biraz bozuluyor ama herkesin bünyesi farklı, o yüzden bu olumsuz yorumlara ben kafamı çok takmamaya çalıştım açıkçası. Artık gözlerimi tamamen açık tutabiliyordum, ışığa duyarlılığım kalmamıştı fakat yakında ve uzakta bulanık görme ve puslu görme devam ediyordu.

6. Gün (Bugün)

Şu anda sizleri bu yazıyı yazıyorum, bilgisayar başındayım, etrafımdaki herkes gözlerimi yormama karşı olsa da bu yazının çok yararlı olacağını düşündüğümden yazıyı bitirip kalkmak istiyorum, yakın görüşümde de sorun olduğu için yazıları %200 büyüttüm ve o şekilde yazıyorum. Işığa duyarlılığım yok, normal bir insan gibi yaşantımı sürdürebiliyorum, 3 tane damlayı zamanında damlatıyoruz, yani her şey normal gibi, ama görüşüm şu anda da biraz puslu ve bulanık, yine de sanki düne göre daha iyi gibi. Her geçen gün daha iyiye gideceğini umuyor ve düşünüyorum. Cumartesi günü yine doktor kontrolü var, ölçüm yaptırabileceğini düşünüyorum çünkü sanki göz numaralarımda değişiklik var gibi…

9. Gün (Cumartesi)

Doktor her şeyin olumlu olduğunu söyledi, göz kontrolü yaptırdım, rakamlar bana farklı göründü ama doktor bu tip değişikliklerin normal olduğunu, şimdilik bir değişiklik yapmayacağımızı söyledi. 3 tane damladan 1 damlaya indik, yani sadece refresh kaldı, şu anda onu kullanıyorum. 1 ay sonra tekrar kontrole gideceğim…

Şu ana kadar yaşadıklarımı size anlatmak istedim, yazıyı belirli aralıklarla güncellemeye çalışacağım, umarım tüm keratokonus hastalarına da faydalı olmuştur…

12 Kasım 2014 itibarıyle Güncelleme:

Operasyonun üzerinden yaklaşık 8 ay geçti, önceki gün tekrar doktoruma göründüm ve gözlerimde bir nebze de olsun iyileşme görünüyor. 480 mikronlarda olan kalınlık 508lere gelmiş durumda sol gözümde, ben bana verilen ClearKone lensi kullanamadım, 3 gün kullandıktan sonra 4. gün kızarıklık beni çok rahatsızlık ediyordu dolayısıyla gözlük kullanmaya devam ediyorum, sol gözüm %65 civarında görüyor ama sağ gözüm %90 üstü olduğu için sadece gece araç sürerken sıkıntı çekiyorum, onun dışında gözlükle yaşamak bile beni mutlu etti bu hastalığın psikolojisinde. Bu hastalıktan haberdar olur olmaz Crosslink tedavinizi yaptırın, aklınızda sürekli hastalık ilerliyor mu endişesi olmasın.

1 Mayıs 2015 itibarıyle Güncelleme:

CCL ‘nin üzerinden 1 yıl 3 ay kadar bir zaman geçti, bu süreçte çok endişeli zamanlar da geçirdim, pek çok da soru geldi blogu okuyanlar üzerinden, epey bilgili durumdayım hastalık hakkında artık :) Farklı doktorlar denemekte fayda olabilir düşüncesi kafamdayken hayatın bir cilvesiyle Bursa Dünya Göz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Yaşar Sait Erda bizden fotoğraf makinesi satın aldı, satın alma aşamasında göz doktoru olduğunu öğrenince konuyu ona da açtım, müsait bir zamanında kontrol etmek istediğini söyleyince haftasonu atlayıp Bursa’ya gittim, belki yeni teknolojiler gelmiştir, yeni makineler çıkmıştır düşüncesi hep kafada oluyor keratokonus olunca, çünkü geçen bir hastalık değil biliyorsunuz. Bursa Dünya Göz’de çok iyi şekilde karşılandığımı söylemeliyim, Sait Bey ile uzunca bir görüşme yapma şansı buldum, çocukluğuma kadar indik beraber, ciddiyim… Yine benzer testlere girdikten sonra, görme kontrolü yaptık, sonucunda 4,5 astigmat olan gözüm 3,75le de aynı gördüğüne karar vererek yeni gözlüklerime merhaba dedim. CCL operasyonundan 1 yıl sonra gözlük değişimi olabiliyor diye hep söyleniyor, o yüzden size de doktor kontrolünü öneriyorum. Bursa Dünya Göz’den çok memnun şekilde ayrıldım, gözlerimde kötüye gitme yoktu, hatta yine ufak bir iyileşme bile mevcuttu, bunu duymak insanı her zaman sevindiriyor. Gözlükle idare etmeye devam ediyorum, sadece gece görüşüm sıkıntılı, yorulunca daha da az görüyorum ama o lensleri kullanmaktan çok daha konforlu bir hayatım var.

9 Ocak 2017 itibarıyle Güncelleme:

Yazıya hemen hemen her gün yorum geliyor, ben de bir güncelleme daha yazarak bilgilendirmek istedim. Gözlükle yaşamaya devam ediyorum. Zaman zaman gözlerim daha az görüyor gibi hissettiğim olmuyor değil, ama çoğunlukla yorgunlukla ilgili oluyor. Yaklaşık 6 ayda bir göz doktoruna gidip her şey yolunda mı diye kontrol ediyorum. En son kontrolde hala operasyon sırasındaki kalınlıkta, hatta bir miktar üstünde olduğunu gördük, ilerlemeyi durdurmuş görünüyoruz. Ne olursa olsun ciddi bir hastalık ve insan CCL sonrasında da endişe etmeye devam ediyor. Tekrar geçmiş olsun.

15 Ağustos 2017 itibarıyle Güncelleme:

Avrupa Göz Hastanesi Doktor Sibel Pınar ‘a kontrol için gittim, bu arada blogdan pek çok hasta onlara ulaşıyormuş, çok faydalı olduğunu söylediler, yazımın işe yaramasına çok sevindim. Her neyse, yine her zamanki gibi topografi cihazından sonuçları aldık ve tek tek göz kapatma ile duruma baktık. Operasyon öncesi ve sonrası karşılaştırması yaptığımızda Sibel Hanım gözlerimin gayet iyi olduğunu ve CCL sonrası bir ilerleme görünmediği söyledi. Zaten tedavinin amacı da bu olduğuna göre amaca ulaşmış görünüyoruz. Umarım her keratokonus hastası bu hastalığın önemini çok zaman geçirmeden anlar ve önlemini alabilir.