İlk Fotoğraf Makinemi Nasıl Aldım? Ne Aldım?

Bana en çok sorulan konulardan bir tanesini açık açık yazmak istedim bugün, işte o ünlü cevapsız soru: “Fotoğrafa Nasıl Başladınız?” Ben de bunu blog üzerinden konuşma dilimle yazmak istedim, umarım kendinizi görürsünüz…

Ben fotoğrafla ilgilenmeye başladığımda, daha doğrusu artık DSLR kullanmaya karar verdiğimde hiç bir şey bilmiyordum, makinenin tutuluşunu bile kullanım kılavuzundan ögrenmiştim. Hatta hiç unutmuyorum fotoğraf makinemi aldığımda satıcı “İstersen bir kaç çekim yap” dediğinde “Gerek yok” demiştim, çünkü kimsenin benim makineyi nasıl tutacağımı bile bilmediğimi görmesini istememiştim.

İlk Fotoğraf Makinemi Nasıl Aldım?

Az önce bahsettiğim gibi hiç bir şey bilmiyordum, internet ve fotoğrafçılık şu anda olduğu kadar gelişmiş veya popüler değildi, etrafımda da fotoğrafla ilgilenen bir veya iki tane arkadaşım vardı. Benim başlangıç hikayem şu şekilde; kardeşim moda tasarım okuyordu ve onun çeşitli projeleri için sanatla ve tasarımla ilgili websitelerini ziyaret ediyorduk. Aklıma gelenler: Behance ve deviantart. Bu siteleri bilenler bilir, içlerinde çok kaliteli fotoğrafları da barındırırlar. Ben gördükçe heveslenmeye başladım, nasıl çekiyorlar diye merak ederken öğrenmeye başladım, önce DSLR makineleri, daha sonra lensleri tanımaya başladım. Bu makinelerin lenslerinin değişebildiğini öğrendim. Bu sırada yıl 2007. Üniversite son sınıfta okulu bitirmenin verdiği gerginlik de var, ben kendimi fotoğrafa verdim. Öğrenim kredilerini, fotoğraf makinesi alabilmek için biriktirmeye başladım (Hala ödüyorum). Etrafımda fotoğrafı bilen bahsettiğim iki arkadaşım vardı, bunların bir tanesi Alp. Alp, Nikon d70s kullanıyordu ve doğal olarak bana Nikon tavsiye ediyordu, ama ben daha Canon yanında gibiydim, bunun sebebi tamamen gördüğüm ve beğendiğim fotoğrafçıların Canon kullanmasıydı tabii, bildiğimden değil. Canon’un tasarımı bana biraz daha spor geliyordu. Hep Canon’a BMW, Nikon’a da Mercedes derler, ben otomobilde de Mercedes’i klasik bulur, pek sevmem, dolayısıyla Canon daha çekiciydi benim için.

İlk fotoğrafım buna benziyordu
İlk fotoğrafım buna benziyordu

Gün geldi fotoğraf makinesi alabilecek parayı biriktirmiştim, unutmuyorum 1000TL’m var ve başlangıç seviye DSLR makineler de o civarda fiyata sahipler. Alternatiflerim şimdiki kadar çok değildi: Canon 350D, Canon 400D, Nikon D80 var. O zamanlar Fotokritik çok iyiydi, forumları olsun, fotoğrafların kalitesi olsun, giren çıkan insanlar olsun çok iyiydi. Belki popüleritenin az olmasının verdiği bir avantajdı tabii bu. Ben orada fotoğraflara bakarken gönlüm Nikon D80’den yanaydı. Nedeni şu idi: Nikon D80 CCD sensör kullanıyordu, CCD sensör daha keskin bir görüntuye yol açıyordu, ama yüksek ISO’larda çok kötü idi. Ama ben zaten yüksek ISO’nun nerelerde kullanıldığını bilmediğim için daha keskin ve flu arkaplanli (!) fotoğraflar çekmek için her dükkana D80 soruyordum ama fiyatı 1200 TL civarında söylüyorlardı. Öğrenciyim ve gerçekten o aradaki 200 TL’yi vermemin imkanı yoktu. Hiç unutmuyorum sabahtan akşama kadar her yeri gezdim, ama Nikon D80’e ulaşamadım ve sonunda ikinci tercihim olan Canon EOS 400D ‘yi satın aldım. Benim her zaman ilk göz ağrım olarak kalacak bu makine, gördüğümde hala severek alırım elime. Yalnız o esmer, kilolu satıcıya hala sitemim var buradan, 1040 TL’den 1000TL’ye inmedi ya o benim hala içimde kalmıştır. Makinenin yanında şimdiki gibi 18-55 lens vardı ama o zaman IS’e, yani titreşim engelleyicili lensler yoktu, önüne bir UV filtre ve yanına da bir çantayı da Alp’in tavsiyesiyle aldım.

400D Kit ile çektiğim en iyi fotoğraflardan
400D Kit ile çektiğim en iyi fotoğraflardan

Çok mutluydum, Alp’le Kadıköy vapuruna bindik, kutuyu açtık ve Alp bana ufak tefek anlatmaya çalıştı mod kadranını, diyafram, enstantane falan… Bana o kadar hiç bir şey ifade etmiyordu ki yabancı dil konuşuyor gibiydi :) Dedi ki bana P modunda çek, gerisini yavaş yavaş öğrenirsin. Ben daha makineyi tutmayı bile bilmiyordum, lens nasıl değişiyor onu anlattı ama zaten başka lensim yoktu. Ama ne yazık ki bizim ülkemizde pek yaygın olmayan bir huyum var, kullanım kılavuzunu çok iyi okurum, o sayede kısa sürede pek çok şeyi ögrendim. Yalnız şu ISO- Diyafram- Enstantane üçlüsünün arasındaki ilişkiyi uzun süre kavrayamadığımı söylemeliyim.

Benim için ISO-Diyafram-Enstantane 3lüsü böyleydi :)
Benim için ISO-Diyafram-Enstantane 3lüsü böyleydi :)

İlk fotoğraf çekimimi de hemen vapurdan inince yapmak istedim tabii. Gece olmuştu ve saat 19.00 civarıydı, lensimin kapağını güzelce çantama koydum, makineyi boynuma astım, tutmayı da ögrendim ya biraz dikey-yatay tutarak pratik yapıyorum ama yıllardır kullanıyormuşum gibi görünmek istiyorum :) Bir kaç insan çekeyim dedim, hep flu çıktı, bir de sarı çıkıyordu tüm çektiklerim, bir an pişmanlık duydum, “O kadar para verdim ama bu makine kötü galiba, keşke Nikon D80 alsaydım” gibi şeyler aklımdan geçiyordu. Eminim bunları her yeni fotoğraf makinesi alan da yaşıyordur.

Fotoğrafa yeni başlıyorsanız şunu unutmayın, fotoğraf makinesi sadece bir araç, yani iyi fotoğraf çekmek için bir fotoğraf makinesine ihtiyacınız var evet ama bu en iyisi olmak zorunda değil, hele ki saniyede 20 kare çekmek zorunda hiç değil. Özelliklere değil, makinenin elinizde duruşuna dikkat edin, markasına değil, onunla mutlu olduğunuz gövdeye bakın, onu satın alın. Başka bir yazımda “Fotoğrafa Başlarken Hangi Marka?” yı ele alacağım ama hikayemi sizinle paylaşmak istedim.

Mutlu çekimler, bol bol fotoğraf çekerseniz en iyi şekilde ögrenirsiniz…