Bir Düğün Hikayesi – Bodrum

Düğün fotoğrafçısı olmak ve düğün fotoğrafçılığı, fotoğrafçılar arasında ciddi şekilde eleştiri konusu olan, hatta gördüğüm kadarıyla fotoğrafla ilgisi olmayan kişiler tarafından da çok kolay para kazanma yöntemi olarak görülen bir meslek dalı. “Hiç bir şey olamazsam düğün fotoğrafçısı olurum” culardan tutun, “Bu işin maliyeti yok ki” lere kadar uzanan bilmiş cümlelerin arasından kendinizi sıyırabilirseniz ve bu konuda Dünyayı takip edebilirseniz düğün fotoğrafçılığında da diğer dallarda olduğu gibi fark yaratabilirsiniz.

Bu yazımda Bodrum’da yaptığımız çekimi, perde arkasında olan olayları anlatacağım…

Tanımayanlar için en baştan söyleyeyim ben düğün fotoğrafçılığını yalnız başıma yapmıyorum, bir ekibimiz var (dugunajans.com) ve bu ekiple beraber çalışıyoruz. Siz de takdir edersiniz ki her işi kendim yapmam mümkün değil, ne yazık ki çoğu konuda olduğu gibi son kullanıcıların (yani bu konuda gelin-damat) fotoğraf ve fotoğrafçı konusunda çok bilgisi olmuyor, bu sebeple fotoğrafçıyı da neye göre seçeceklerini bilmiyorlar. Türkiye’de en yaygın görülen fotoğrafçı seçme şekli “arkadaşımın fotoğrafçısı” veya “xxx ünlüyü çeken fotoğrafçı” olması. Amaç iyi fotoğraflardan çok “Benim fotoğraflarımı xxx çekti” diyebilmek… Konuyu çok uzatmak istemiyorum ama bu konuda isyanı olan çok fotoğrafçı arkadaşım var.

İyi fotoğrafçı olabilmek için iyi fotoğrafçıları takip etmelisiniz. Bu düğün konusunda da böyle, makroda da böyle, manzarada da böyle. Bu demek değildir ki onların yaptıklarını yapın, ama teknik öğrenmek, ışık öğrenmek bitmeyen bir macera; bu sebeple öğrenmekten ve takip etmekten bıkmayın.

Taaaa Bodrum ‘dan bize çekim için teklif geldiğinde çok sevinmiştim, hem Egeli olmanın verdiği topraklarıma dönme isteği hem de Bodrum gibi güzel bir yerde çekim yapmak beni heyecanlandırdı. Bir fotoğrafçı olarak aynı yerlerde çekim yapmaktansa her seferinde farklı yerlerde çekim yapmak hem harika bir his hem de yaratıcılığı en büyük geliştiren etmenlerden bir tanesi. Sanıyorum 6 ay önceden randevulaştık ve gün geldiğinde gerçekten gitmek için büyük heyecan duyuyorduk. Her zaman olduğu gibi önce planmamızı yaptık, görev dağılımları yapıldı ve hangi ekipmanları götüreceğimiz konuşuldu. Akşamdan tüm makinelerin şarjları tamamlandı, hafıza kartları boşaltıldı, makinelerin ISO ayarları tekrar tekrar kontrol edildi.

Ana Fotoğrafçı: Ben

Ekipmanlar: Nikon D600 Body, 5D Mark II Body, Nikon 16mm Fisheye, Tamron 24-70 f/2.8 VC, Nikon 80-200 f/2.8, Canon 85mm 1.8 ve 24-70 f/4 L IS

Yardımcı Fotoğrafçı: Okan

Ekipmanlar: Canon 5D Mark II, Tamron 24-70 f/2.8 VC, 50mm f/1.8

Video: Gökhan

Ekipman: Sony A99, Carl Zeiss 24-70 f/2.8, Canon 5D Mark II, Tamron 24-70 f/2.8 VC, GoPro Black Edition, DJI Phantom Helikopter

Yardımcı Ekipman: Canon 580EX Flash, Reflektör, Aksesuarlar

Çekim cumartesiydi, uçağımız sabah 8.00’de Sabiha Gökçen’dendi, Okan ve Gökhan karşıda oturdukları için ikisi de bende kaldı (Bostancı) ve sabah 6’da uyanıp, 6.30’da yola çıktık ve 7.00 ‘da havaalanındaydık. Çekimin verdiği heyecanla çok enerjiktik ve ben bu günü blogda yazı olarak yayınlayacağımı söyledim ve Gökhan’dan bol bol arkaplan çekimi yapmasını rica ettim, tabii zamanımız olmadı göreceksiniz :)

IMAG0139
Sabah 7 itibarıyla ekibin hali bu şekildeydi :)
Gökyüzü her zaman müthiş bir görsel şölen
Gökyüzü her zaman müthiş bir görsel şölen
Bodrum kesinlikle havadan gördüğüm en güzel yerler arasında
Bodrum kesinlikle havadan gördüğüm en güzel yerler arasında

9.30 gibi Bodrum ‘a indik, orada damadın (Mert) kardeşi Melih bizi karşıladı ve aracıyla düğünün yapılacağı ve kalacağımız otele götürdü. Biz çok aç olduğumuz için hemen kahvaltı yaptık ve sadece 20 dakikamız vardı, o 20 dakikada otele yerleşmek, ekipmanları hazırlamak ve kahvaltı yapmak durumundaydık. Tüm bunları tabii ki yaptık ve kuaföre gitmek üzere yola çıktık. Gelinimizi (Hatice) evinden aldıktan sonra kuaföre geçtik ve biz de çekimimize başladık. Çekime başlamadan önce biz ne tip fotoğraflar çekeceğimizi zaten planlamıştık, ben dar açıyla, Okan geniş açıyla çalışacaktı ve Gökhan’ı da sık sık kadrajımızdan çıkması konusunda uyaracaktık :) Ben 80-200le çalıştığımız için enstantanemi yüksek tutmak zorundaydım, kuaförler genellikle çok ışık alan yerler olmuyor veya doğal olmayan ışık kullanıyorlar, spot ışık gibi, bu da biz fotoğrafçılar için olabilecek en kötü şey. Spot ışık üstten direkt geldiği için göz altında morluklar oluşmasına ve istenmeyen feci gölgeler oluşmasına yol açıyor. Neyse ki biz gereken yerlerde ışığa da müdahale ederek kapatılmasını sağlıyoruz. Buradaki kuaför çok karanlık değildi. Ben ortalama ISO 400, f/2.8-4 arası ve 1/320 enstantane gibi çalıştım. Tabii ışığa göre bu değerler altına veya üstüne oynadı.

Kuaförün ışık şartları
Kuaförün ışık şartları

Kuaförde çalışmak eğer kuaför çok küçük değilse çok zor değil, hele ki İstanbul dışındaki küçük yerlerde çok daha kolay ve güzel. Herkes dostça davranıyor ve yardımcı olmaya çalışıyor. Hatice ‘nin arkadaşları ve biz oldukça eğlenerek, gülerek, konuşarak çekim yaptık, hepsiyle de iyi arkadaş olduk. Bu sırada başımıza tabii ki olumsuz şeyler geldi. Sony A99 inanılmaz pil yiyor videoda örneğin, 10 dakikada %15-20 pil gidiyor ve bu da Gökhan ‘ı strese sokuyordu, götürdüğümüz 3 pilin 1 tanesi çok iyi durumda diğer ikisi çabuk boşalır durumdaydı. Kuaförde şarj edebileceğimiz prizler vardı ama dış çekimde ne olacaktı, piller yetecek miydi bu biraz soru işaretiydi, ama neyse ki yanımızda 5D Mark II de vardı, Sony ‘de sıkıntı olması durumunda Canon’la devam edebilecektik, yine de  tabii insan video çekiminin ortasında marka değiştirmek istemez. Okan ‘ın makinesinde de bir az pozlama sorunu yaşadık, noktasal ölçüme alarak bunu giderdik, ben düğün fotoğraflarında her zaman en azından +0.3 pozluyorum çünkü daha parlak görüntü seviliyor. Bendeki tek sorun enstantaneydi çünkü 200mm ‘de en azından 1/320 ile çekim yapabiliyorum, lenste titreşim engelleyici de olmayınca tek çözüm ISO’yu artırmak, neyse ki D600’e çok güveniyorum bu konuda.

IMG_0833

DSC_1844Kuaför çekiminin sonunda Mert de bize katıldı ve onunla da biraz zaman geçirme şansımız oldu. Bu sırada saat 13.00 olmuştu ve biz yarım ekmek köfteleri götürdük :) Sırada gelin alma ve dış çekim vardı ve Hatice yaptığı dış çekim planıyla bizi biraz korkuttu açıkçası :) Zamanın yeterli olmayacağını ben tahmin ediyordum ama onun da görmesini bekledim…

Gelin alma gibi geleneksel törenler her zaman duygusal anlar içerir, bu tip durumlarda en sevdiğim şey olaya dışarıdan bakan gözler. Elimde 80-200 olması beni iç mekanlarda aşırı sınırlarken (hatta imkansız), dış mekanlarda rahatlık sağlıyordu. Hatice’nin evine geçtikten sonra babasının ona kuşak bağlama töreni vardı. Bunu yaşayanlar bilirler, kızları ile babaları arasında yoğun bir etkileşim olur. Her seferinde çok etkilenirim. Baba Mert ‘e dedi ki: “Canımı istedin, aldın; şimdi ona iyi bak”

DSC_1930

DSC_1952
O duygusallığı komşularda da hissedebiliyorsunuz

Sıra dış çekime gelmişti, daha önce çok yerde çekim yaptık fakat Bodrum’da ilkti, tamamen karşı tarafın ellerindeydik. Bu hem avantaj hem de dezavantaj çünkü mekanlar iyi olabilir ama ışık çok kötü olabilir veya hem mekan hem ışık kötü olabilir. Tabii bu tip şeyler kişiden kişiye değişen şeyler olduğu için görmeden de bir şey diyemiyoruz. Bu sırada Bodrum ‘un insanlarının fotoğraf çeklimine tahammülsüz olduğunu da tecrübe ettik, nerede dursak çekim yapmak için, trafik problem çıkardı, insanlar küfür etti vs… Şaşırdık açıkçası, hani tahammülsüz insanların en çok olduğu Istanbul bile bu kadar değil, belki de İstanbul kaçakları Bodrum’da olduğu için yaşadık oranın yerli insanlarının bunları yapacağına inanmıyorum.

DSC_2063

DSC_2124

IMG_0748Önce dar bir sokakta çekimleri yaptık, burada çok parçalı ışık vardı, bazen ışık almayan yere gittik, bazen doldurabiliyorsak o bölgeleri reflektörle doldurmaya çalıştık, keşke düğün fotoğraflarını istediğimiz saatlerde çekebilsek ama ne yazık ki genelde ışığın en sert olduğu saatlerde çekim yapmak zorunda kalıyoruz. Daha sonra Marina’da biraz çekim yaptıktan sonra Golf Resort ‘a geçtik. Burada helikopterle de çekim yapma şansı bulduk, rüzgar biraz fazla olduğu için çok fazla uçuramasak da 5 dakika bize gerekli video için yetti, hem de eğlenceli vakit geçirmiş ve geçirtmiş olduk.

DSC_2104

DSC_2133

Aracın dışından çekim yapmak her zaman hoşuma gidiyor
Aracın dışından çekim yapmak her zaman hoşuma gidiyor

Golf Resort ‘ta çekim yapmak tabii ki güzel. Uzuuuun yeşil bir alan ve bol tümsek düşünün, tabii saha içerisinde çekim yapmanıza izin vermiyorlar, özellikle topuklu ayakkabılar golf sahasında deliklere yol açtığından sadece dışarıda küçük bir alanda çekim yapma şansımız oldu, bu da gerekli istediğimiz geniş açı fotoğrafı bize verdi.

Buradan da sonra sıra tekneyle düğünün yapılacağı otele geçmeye geldi, Hatice bunu ayarladığını söylediğinde çok sevinmiştim çünkü ilginç fotoğraflar çıkabilirdi, tabii ben burada 80-200le bir hiç olacağım için balıkgözünü taktım, balıkgözü her zaman farklı açısıyla gelin-damadın beğenisini kazanıyor. Bu sırada hava ciddi soğumaya başladı ve özellike straplezli gelinimiz üşüdü. Bu fotoğrafa da yansıyor dolayısıyla hemen ortamı değiştirmeye çalışıyoruz. En son durağımız tepedeki değirmenlerdi, Bodrum’u yüksekten gören bu manzara hepimizi etkiledi, ayrıca ters ışıkta güzel açılar yakalamak için de birebir bir yerdi.

DSC_2142

DSC_2207i

IMG_0848

DSC_2304

DSC_2317

DSC_2320

DSC_2380Saat 20.00 ‘de nikah vardı ve saat 19.00’da çekimi bitirdik ve otele girdik. Tabii ciddi bir yorgunluk vardı ama önümüzde bir de düğün olduğu için hiç birimiz ağzımızı açıp yorgunuz demedik. Yemeğimizi sıkı şekilde yiyip düğün salonuna geçtik ki burada ciddi problemler beni bekliyordu. Salon oldukça loş ışıklıydı, ISO 6400’de bile 1/80ler civarında enstantane alabildim, dolayısıyla yapabileceğim tek şey bir tripod bulmaktı. Tripodum olmayınca da gelin-damadın nikahının kıyıldığı sandalyelerden bir tanesini tripod yaptım :) Tüm düğün adeta bir vahşi yaşam avcısı gibi sandalye arkasından sadece makinem görünür şekilde fotoğraflar çektim, zaten amacım gelin damadın yanında düğüne katılanların heyecanlarını yansıtabilmekti. Bunu yapabildiğimi de düşünüyorum ve bu beni çok mutlu etti. İşini seven insanlar sadece işi yapmak için uğraşmak, o işi en iyi yapmak için uğraşır. İşi iyi yapınca da mutlu olur. Tam olarak gece 01.00 ‘de işimiz bittiğinde de bunu hissediyordum. Tam 14 saat fotoğraf çektik, bu benim kişisel rekorum, tabii ekibin de rekoru. Toplamda 38GB fotoğraf ve 32GB videoyla Istanbul’a döndük. Fotoğraflar işleniyor, uzun süre de devam edecek muhtemelen :) Buradan da çifte tekrar mutluluklar diliyoruz, biz onları çok sevdik, onlar da bizi çok sevdiler…

NOT: Bu arada o kadar fotoğraf çeken Nikon D600, çekim sonunda %69 şarjıyla beni benden aldı, makineme bir kere daha aşık oldum. Fotoğraf sonuçları da beni yanıltmadı. Tekrar tekrar tavsiye ediyorum bu makineyi.

Bu da başlangıç hikayemiz, devamı gelecek :)